Yazar: Gül Tanrıverdi

Öykü: Gül Tanrıverdi Esniyor, öyle güzel esniyor ki; gün boyu yalvarsan açmadığı ağzı, tomurcuklanmış bir çiçeğin birden patlayıp açılıvermesi gibiydi. Kaygısız ve huzur doluydu ağzını açarken. “Elleri çalışsaydı ağzını kapatmak isterdi” diye düşündü Usare babasını seyrederken. Beyninin komut verdiğini biliyordu, yoksa asla kenetli çenesi açılmazdı. Bir bebeğin masumluğu vardı esnemesinde, onu seyretmek Usare’ye keyif veriyor. Yanına gittiğinde göz göze geliyorlar.…

Öykü: Gül Tanrıverdi Koştum: öyle hızlı, öyle kendimden geçercesine koştum ki; tüm binaları yıktığımı, parkları, yolları yardığımı, önüme çıkan tezgâhları devirdiğimi zannettim. Bedenim; kan ter içinde kalmıştı, kalbim ise ayakuçlarımdan başıma kadar “güm güm” atmaktaydı. Varmak istediğim binanın önüne geldiğimde ani fren yapmış araba gibi yere çakıldım. Beynim, ağır koyu bir sıvı gibi boşalıp aktı, gözüm karardı. Telaşıma yenik düşen…

Öykü: Gül Tanrıverdi Dipsiz bir kuyunun içinde debeleniyordu Bekir. Bütün vücudu pelte gibi yatağa yapışmıştı. Gözlerini açmak istedikçe daha çok kapanıyor göz kapakları eriyordu sanki. Başı tonlarca ağırlıkla yastığa gömülmüştü. Bedenini kontrol edemiyor sağdan sola dönemiyordu. Uyku; bir ahtapotun kolları gibi her tarafını sarmış kıpırdaman yatıyordu. Kendine gelecek gibi oluyor ama toparlanamayıp yine kapanıyordu gözleri. Bekir su gibi aktı gitti…

Öykü: Gül Tanrıverdi İçimdeki boşluğun adı yok. Dalgası olmayan durgun bir deniz gibiyim. Bu kıpırtısız hâl beni eritiyor. Ruhumun solgunluğu gözlerime yansımış; gri renkte iki tane taş gibi görünüyor yüzümde. Canım yanmıyor acı da çekmiyorum. Suyun içine dökülen birkaç damla zeytinyağının üste çıkması gibi ruhum çıkmışta yukarıdan beni seyrediyor.Hiçbir yere sığamıyorum. Tek istediğim kaçmak nereye olduğunu bilmeksizin kaçmak. Yollara vurdum…

Öykü: Gül Tanrıverdi Ay ışığı, perdeleri delip odasına sızarak duvardaki aynayı aydınlatmıştı. Uyku tutmayan genç kız, aynaya gözünü dikmiş ışığın yansımasını seyrediyordu. Gözlerine çarpan bu ışıltı, gerçekliğin, hayâlle arasına açılan bir pencereymiş gibi düşündü.Yatağından kalkıp perdeleri açtı. Karanlığın içinden süzülen ayın aksi aynayı daha parlak hale getirmişti. Karşısına geçip yüzüne baktı kız.Ardı ardına açılan kapılar vardı yüzünde. Hiçliğin ve yabancılaşmanın…

Öykü: Gül Tanrıverdi Zifiri karanlığın içinde bir çift göz gördü Asiye. Bütün benliğini kavrayan sarıp sarmalayan bu gözler, onu etkisi altına almıştı. Yatağının içine oturmuş gözlerini kırpmadan beliren parıltıya bakıyordu. Karanlık, ayrışmaya başlamış yerini bir çehreye, uzun saçlara sonra incecik bir bedene bırakmıştı. Artık gözlerin sahibiyle karşı karşıyaydı. Dudaklarında belli belirsiz bir gülümsemeyle kendisine bakan bu yüz, onu yıllardır tanıyormuş…