Etiket: Öykü Kitabı

Öykü: Sevda Deniz K. Ben de vardım. İlk sesi yakaza hâlinde, yatağında sağa sola dönerken duydu. Yastığından anlamsız sesler geliyordu. Pa pa pa pa pa pam pam pa paaaaaa paaaaaam pa pa… Aldırmadı. Uyku ile uyanıklık arasında duymuştu. Tekrar derin bir uykuya daldı. Uyandığında ne sesi ne de rüyalarını hatırladı. Her zaman yaptığı gibi penceresini açtı. Gökyüzüne bakarak içine derin…

Öykü: Sevda Deniz K. Deniz kenarında gördüm onu. Sağ dizini neredeyse çenesine değdirecek kadar bükmüş -dirseğinden aşağısı yoktu- sağ koluyla dizi arasına sıkıştırdığı ipin ucuna, sol eliyle simit bağlamaya çalışıyordu. Yanında onun yaşlarında sarı saçlı üstü başı perişan başka bir çocuk daha vardı. Kendi kendine –türküydü galiba- bir şeyler mırıldanıyordu. Hemen yanlarındaki banka oturdum. Onun acemi hareketlerle çabalamasını seyretmeye başladım.…

Öykü: Recep Seyhan Kimse yıllarca görmemiş, kimse farkına varmamış, orada, iskelenin girişinin hemen sağ köşesinde unutulmuştu sanki. Sadece bu da değil; unutanlar onu orada unuttuklarını da unutmuşlardı. Ayaklar akıyordu hemen önünden; birbirine iltifat eden, telefonla konuşan, konuşurken karşısından gelene son anda çarpmamak için ani bir gerdan kıvırışla savuşup giden, içinden öyküler akan, yüzlerine sirke dökülmüş hareketli ölüler geçiyordu… Çömelmiş olduğu…

Ayşe Kadıoğlu Yıldız Ben suskunluk denen sahile demir atmışken, düşmanlık değil de büyük pişmanlıklar besledim. Benim suskunluğumdan haklı çıkacağını sansan da, ikimizde biliyorduk insanlığın bodrum katından asla çıkamayacağını. Değil güneşi ya da gökyüzünü görmek, gözlerinin payına sadece çamurlu ayakkabılar düşecek. Ve ah denen o güç seni öyle saracak ki bildiğin bütün duaları unutacaksın. Yeniden doğmak için, bütün yanlışları bütün yalanları…

Ayşe Kadıoğlu Yıldız Biz ki tüm biletleri kale arkası aldıkYine de eksik geldi yetmedi sayımızaHayat tiyatrosunda her dem figüran kaldıkBaşrollük bir senaryo düşmedi payımıza Biz ki erken yol alıp yinede geçemedikKötüyü eleyip de iyiyi seçemedikŞöyle ağız tadıyla oturup içemedikŞeker yerine tuzu kattılar çayımıza Biz ki mecbur tutulduk dinledik her yalanıYıllardır yaşıyoruz fikrimizde talanıKemanlara yükledik nağmelerde kalanıAkordu bozuk bir ses verdiler…

Öykü: Gül Tanrıverdi Esniyor, öyle güzel esniyor ki; gün boyu yalvarsan açmadığı ağzı, tomurcuklanmış bir çiçeğin birden patlayıp açılıvermesi gibiydi. Kaygısız ve huzur doluydu ağzını açarken. “Elleri çalışsaydı ağzını kapatmak isterdi” diye düşündü Usare babasını seyrederken. Beyninin komut verdiğini biliyordu, yoksa asla kenetli çenesi açılmazdı. Bir bebeğin masumluğu vardı esnemesinde, onu seyretmek Usare’ye keyif veriyor. Yanına gittiğinde göz göze geliyorlar.…